Kağan Yıldızalp
← Tüm yazılar
Yapay zekâ ve marka · 23 Haziran 2026

Uzaktan izlerken: VivaTech 2026 pazarlamacıya ne söyledi?

Coşku dönemi bitti, hesap dönemi başladı. VivaTech 2026’dan pazarlama liderleri için üç öncelik.

Kısaca

  • VivaTech 2026’nın teması “Impact, not illusion”: Yapay zekâda coşku dönemi bitti, ölçülebilir etki dönemi başladı.
  • Markaların ChatGPT, Gemini ve Perplexity gibi AI motorlarında nasıl anlatıldığını izlemesi gerekiyor; GEO medya planının yanında ayrı bir gündem.
  • AI ortalama işi hızlandırıyor; zevk, sezgi ve marka hafızası insan yargısıyla korunmalı.

Bu sene VivaTech’i Paris’ten değil, ekran başından izledim. Uzaktan izlemenin güzel tarafı şu: Kalabalığın gürültüsü süzülüyor, geriye en net mesajlar kalıyor.

Bu yıl aklımda kalan, VivaTech’in resmî temasına da dönüşen cümle şuydu:

“Impact, not illusion.” (Yanılsama değil, etki.)

Pazarlama ve marka tarafında çalışan biri için bu, güzel bir etkinlik sloganından fazlası. Çünkü son üç yıldır neredeyse her sunumda “Yapay zekâ pazarlamanın geleceğini değiştirecek” dedik. VivaTech 2026 bana şunu hissettirdi: O cümlenin artık garanti süresi doldu. Soru artık daha basit ve daha sert: “Sizde ne değişti? Etki ve verimlilik nasıl arttı, hangi deneyim iyileşti?”

Bu yıl pazarlama açısından en dikkat çekici sinyallerden biri, VivaTech içinde CMO’lara özel bir alanın açılmasıydı. Adobe ve The New York Times iş birliğiyle hazırlanan CMO Summit, pazarlama liderlerinin gündeminin ne kadar genişlediğini gösteriyor. Artık mesele sadece daha iyi hikâye anlatmak değil; ürün, veri, teknoloji, kültür, müşteri deneyimi ve büyüme aynı masada. CMO’nun işi de bu masayı yönetmek.

O yüzden “6 ayda AI-native CMO olun, yoksa gereksizleşin” gibi başlıklar dramatik görünse de tamamen havada değil. Mesaj net: AI artık pazarlama ekibinin kullandığı ek bir araç değil; organizasyonun nasıl çalışacağını belirleyen yeni bir işletim sistemi olmaya başlıyor.

Ama burada küçük bir tuzak var. Birkaç aracı açıp ekibe “kullanın bakalım” demek, AI dönüşümü değil, sadece bir deneme. VivaTech’in “illusion” dediği alan da bence tam olarak burası. Pilot yapmak kolay. Onu ölçmek, iş akışına bağlamak, marka güvenliğini korumak ve ölçeklemek çok daha zor.

KPMG France ve Les EnthousIAstes’in AI çalışmasında pazarlama fonksiyonunun AI kullanımında önde olduğu görülüyor. Ama kullanım alanlarına bakınca tablo tanıdık: özetleme, çeviri, içerik üretimi, içerik adaptasyonu. Yani AI, çoğu yerde stratejik sorudan çok üretim hızına odaklanıyor. Bu kötü değil, ama yeterli de değil. Çünkü daha hızlı içerik üretmek tek başına daha güçlü bir marka yaratmıyor, bazen markaları birbirine daha çok benzetiyor.

Bu yüzden bu yılın önemli ayrımlarından biri şu: “AI kullanıyoruz” artık tek başına bir şey söylemiyor. Çünkü herkes kullanıyor. Asıl mesele hangi AI’ı, hangi iş için, hangi veriyle, hangi marka kuralıyla ve hangi başarı metriğiyle kullandığınız.

VivaTech’in Top 100 Rising European Startups değerlendirmesinde de aynı eğilim görünüyor. Genel amaçlı yapay zekâ anlatısı, yerini kullanım senaryosuna göre uzmanlaşmış çözümlere bırakıyor: içerik, ses, konuşma, üretkenlik, otomasyon, e-ticaret görselleri, müşteri deneyimi, regüle sektörlerde akıllı iş akışları… Markalar için mesaj pratik: Tek bir genel asistana bel bağlayan ekiplerle, brief’e, kanala ve müşteri yolculuğuna göre doğru aracı seçen ekipler arasında hız farkı açılacak.

Önemsediğim ikinci başlık ise görünürlük meselesi. Yıllarca “Google’da nasıl görünüyoruz?” diye konuştuk. SEO, içerik stratejisi, arama görünürlüğü, performans yatırımları… Şimdi buna yeni bir soru ekleniyor: AI motorları markanızı nasıl anlatıyor?

Bir tüketici ürün kategorinizi ChatGPT’ye, Gemini’a, Perplexity’ye ya da başka bir asistana sorduğunda markanız hangi bağlamda çıkıyor? Doğru mu tarif ediliyor? Rakiplerinizle nasıl karşılaştırılıyorsunuz? Güçlü olduğunuz alanlar görünüyor mu, yoksa model sizi eski ya da sıradan bir bilgiyle mi temsil ediyor?

LVMH Innovation Awards’ta Bluefish’in dikkat çekmesi bu yüzden önemli. Tek bir start-up ödülünden büyük sonuçlar çıkarmak doğru olmaz ama yönünü göstermesi açısından değerli. Arama kutusundaki görünürlük, modelin cevabındaki görünürlüğe doğru genişliyor. Bugün adı tam oturmadı; GEO, AI search visibility, LLM visibility gibi kavramlar dolaşıyor. Ama bütçe masasında bu başlığın medya planının yanında ayrı bir gündem olacağı çok açık.

Üçüncü başlık, kreatif üretimin rolü. VivaTech’te AI destekli video, ses, görsel, e-ticaret içerik üretimi tarafındaki örnekler şunu gösteriyor: Kreatif üretim artık sadece kampanya çıktısı değil, ticari büyümenin altyapısı. E-ticarette bir ürün görselinin satın alma kararını belirleyebildiği bir dünyada, yaratıcı üretim “maliyet merkezi” olmaktan çıkıp performans kaldıraçlarından biri hâline geliyor.

Bu, kreatifin değerini azaltmıyor. Tam tersine, iyi kreatif muhakemeyi daha da değerli hâle getiriyor. Çünkü AI ortalama işi hızlandırıyor ama iyi zevki, doğru sezgiyi, kültürel hassasiyeti ve marka hafızasını otomatik olarak üretmiyor. Elinde iyi bir fikri olan insanı da, elinde kötü bir fikri olan insanı da hızlandırıyor. Risk biraz burada.

O yüzden asıl tartışma “AI insanın yerini alır mı?” değil. Bence daha doğru soru şu: Hangi işlerde makine hızına ihtiyacımız var, hangi işlerde insan yargısı markanın değerinin kendisi?

Bu çizgiyi net çizmeyen markaların başına gelecek şey belli. Daha çok içerik, daha hızlı adaptasyon, daha fazla varyasyon… Ama bir süre sonra herkesin dili, görsel dünyası ve vaat cümlesi birbirine yaklaşacak. Hız kazanırken ayırt ediciliği kaybetmek, pazarlama dünyasının en sessiz riski olabilir.

Benim VivaTech 2026’dan pazarlamacılar adına aldığım özet şu: Coşku dönemi bitti, hesap dönemi başladı.

Bundan sonra markaların üç şeye daha ciddi bakması gerekecek. Birincisi, AI kullanımını pilotlardan çıkarıp net bir yol haritasına, sahipliğe ve başarı ölçütlerine bağlamak. İkincisi, markanın AI motorları içinde nasıl temsil edildiğini izlemek. Üçüncüsü de kreatif ve medya iş akışlarında şu ayrımı baştan yapmak: Nerede verimlilik istiyoruz, nerede markanın insani farkını korumamız gerekiyor?

Hiçbiri bir lansman kadar parlak değil. Ama belki de mesele tam olarak bu. VivaTech’in bu yıl bana söylediği şey, en gösterişli demoyu yapanların değil, etkiyi en tutarlı şekilde kanıtlayanların kazanacağıydı.

Gerisi biraz illüzyon.

Kağan Yıldızalp
Kağan YıldızalpChief Product Officer, Publicis Groupe Türkiye
LinkedIn’de takip et ↗

Kaynaklar